Küçüklüğüme Mektup

küçüklüğüme mektup

Bir danışanımın kendi küçüklüğüne yazdığı mektubu (kendisinin izni ile) yayınlıyorum. Gerçekten küçük haline sözleri ile dokunabilmiş ve hislerini ona iletmiş:

Keşke senin yaşlarına dönebilsem şimdi. Yani henüz hatalar silsilesine başlamadığın, annenin azarlarına maruz kalmadığın, hayatın tadını çıkarabildiğin, kendini henüz başarısız, değersiz hissetmediğin yaşlara… sanırım şimdi 6-7 yaşlardasındır. Bir an yazıp sildim. Önce 8 diyecektim, 9, sonra yok yok dedim, o yaşlarda başlamıştı yediğin azarlar. 6 veya 7 yaşlarındır herhalde en kendine güvendiğin yıllar. Ondan sonra başlayacaksın artık kendi içinde yaşamaya, önce ailene sonra insanlara kızmaya, hatalarını aramaya.

Henüz başlamadın hatalara…

Belki benim gibi olmazsın, kendini ve insanları seversin diye, bana nazaran daha normal bir hayat yaşarsın diye yapman ve yapmaman gereken şeyleri söyleyeceğim sana şimdi. Keşke bana söyleselerdi, söyleselerdi de ben de anlasaydım, kulağıma küpe yapsaydım da bu durumda olmasaydım. Bu mektubu yazmak zorunda kalmasaydım. Keşke daha şanslı olsaydım.

Annemdeydi aslında hatalarımın başlangıcı, en uç noktası. Annemin evdeki esip gürlemesi, bütün aileyi hatta etrafındakileri yönlendirmeye çalışması. Tabi bir de benim karakterim. Lanet olası karakterim.  Sana daha yumuşak ol, daha güzel ahlaklı olmaya çalış, asabi olma diyeceğim ama yapamayacaksın. Defalarca denedim çünkü. Karakterin değişmez. Ama kızma kendine. Kendini suçlama hiç. Önce kendine kızma, sonra da insanlara kızma. En ufak azarlamalarında küsme, hiç küsme, kimseye küsme. Sakın ola ki alışkanlık yapma küsmeyi. Şunu bil ki küstüğün zaman nazlatılmıyorsun, daha değerli olmuyorsun. Kimse umursamıyor, umursasa da bir daha yapmayayım demiyor. Kimseye küsme. Küseceğine yüzüne kırmadan söyle. Sesini yükseltme. Annene bağırma. Annedir o. Bağırsa da çağırsa da, başkalarının yanında seni rezil de etse ona bağırma, kötü sözler söyleme sakın. Sonra hayatın boyunca ona her baktığında o sözlerin aklına geliverir de kendini yer bitirirsin. Sürekli Allahtan bağışlanma dilersin.

Ablanı ve özellikle abilerini çok sev. Küçük abin seninle çok uğraşacak ama bil ki onun huyudur bu. Yoksa seni sevmediğinden değil sana sataşıp durması. Şimdi yerinde olmayı ve küçük abime sımsıkı sarılmayı ne kadar da çok isterdim. Onun gıcık gıcık konuşmalarının kıymetini şimdi anladım. Keşke yerinde olsaydım da sinirlenip surat asacağıma nazlansaymışım ona. O bana sataştıkça gülseymişim. Bağırdığı zaman bir  “tamam” ı eksik etmeseymişim gururlanıp da. Abiciğim de ona benim yerime de. İçinden gelerek  “abiciğim” de. Sakın ola ki gururun onlardan daha önemli sanma. Gün gelir de gururunu da onları da yanında bulamazsın. İkisi de seni  terkeder  gider.

Ne kadar da küçüksün. Ne kadar da isterdim yerinde olmayı. Derslerime daha çok çalışırdım şimdi senin yerinde olsam. Daha çok kitap okurdum. Ablam sana belki de almıştır çoktan peygamberimizin hayatı serisini. Onları okumamak için çırpınıp durma. Çünkü aklından çıkmaz 30 unda da 40 ında da. Adın çıkar kitap okumayan tembel çocuğa. Sana söylemezler ama içlerinde öyle yer edinirsin. Kitabını da oku, oyununu da oyna, dersini de çalış. Ama annene sakın ola ki “bağırma”. O sana ne kadar bağırırsa bağırsın. Sen “umursama”.

Ergenliğin çok zor geçecek. O zamanlar yaptığın her hata bütün hayatını etkiler unutma sakın. Kendini çok da dinleme. Sürekli düşünme ben şöyle iyiyim ben böyle dindarım, siz beni anlamıyorsunuz, ben sizden iyiyim diye. Bunların ne kadar saçma sapan düşünceler olduğunu ilerde anlayacaksın. Ama ÇOK GEÇ OLACAK. Suratını asıp oturmaların, odana çekilip kalmaların, çok az konuşmaların, konuştuğunda da iğneleyici sözlerin senin için hep birer ikişer eksidir bunu bil. Tabi ki yanlış anlaşılmaların kızgınlıkların olacak. ama hiçbir olayı genelleme. O zaten böyledir, zaten bana kızıp durur, benimle zaten uğraşacak yer arıyor diye hayıflanma. Kimsenin işi gücü sen değilsin. Sana haksızlık da yapıyor olsalar onlar senin ailen. Seni seviyorlar ve sen ailenin en küçüğüsün. Senin rolün kendini kanıtlamak değil, ailenin küçük kızını oynamak. Sevimli ol, kardeş ol, çocuk ol. Ama gururlu olma. Suratsız olma sakın. Günlük tutma, tutacaksan da her şeyi yazma. Yok, yazacağım diyorsan kilitle de evde önüne gelen okumasın J o günlük yüzünden abinle aran bozulmasın. En azından içinde kalsın hissettiklerin, aşkların sana kalsın.

Üniversite yılların da zor geçecek. Ama sadece senin hataların yüzünden. Küsmelerin, yanlış anlamaların, yanlış anlaşılmaların yüzünden. Lütfen kimseye kırılmaya yer arama. Dostluklar kaybedebilirsin. Kaybetme. Hepsi de değerli senin için, sen de onlar için değerlisin. Küslükler dargınlıklar yüzünden kaybetme onları. Acı hatırlar değil, güzel anılar bırak arkanda.

Ve en önemlisi evlenme J hayatının adamı çıkacak karşına. O çıkana kadar da herkesi reddedeceksin, onu bile. Kaç kere hem de. Evlenmek istemeyeceksin, sürekli dua edeceksin “rabbim bu günümü arayacaksam eğer, nasip etme evliliği, bekar kalayım” diyeceksin. Arayacaksın bekarlığını. Sakın ola ki evlenme. Eşin olacak kişinin aklına girmesine izin verme. Evliliğe uygun değilsin sen. Rabbim bekarken de bursayı sana nasip eder mi bilemiyorum. Ama olurda bursayı bi yakalarsan sakın ola ki bırakma. benim gibi mezarımı bari orada yapın diye  vasiyet edecek duruma düşme sakın. Bursayı ve ordaki güzel günlerini sakın ola ki hiçbir şeye değişme. Değmiyor. Evlilik, çocuk senin gözünü büyülemesin. O büyü hiç de uzun sürmüyor.

Keşke yerinde olsaydım. Aynı şeyleri yaşasaydm da aynı davranışları yapmasaydım. Aslında yaşadıklarımdan şikayetçi değilim ben, şikayetim yine kendimden. Keşke daha farklı bir …… olsaydım. Evlenene kadar gelecekten hep ümitli olacaksın. O ümitlerinin içinde olsaydım keşke. Keşke.

Bir Cevap Yazın