Evlilik Terapisi Nedir?

Evlilik terapisi, evliliklerin çıkmaza girdiği, çatışmaların arttığı, iletişim problemlerinin evlilikte sıkça yaşanmaya başladığı durumlarda, evlilik terapisti ile problemlere çözüm arandığı bir süreçtir.

Bireysel psikoterapilerde olduğu gibi evlilik terapisi sürecinde de farklı yöntemler kullanılabilmektedir. Kullanılan yönteme göre farklı teknikler uygulanabilmektedir.

Evliliğinde problem yaşayan ve evlilik terapisti arayan kişilerin, evlilik terapisi sürecine ilişkin sordukları sorulardan bazılarına aşağıda değinilmiştir.

EVLİLİK TERAPİSİ İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR
  1. Evlilik terapisine gelmek için evli olmak gerekir mi?

Hayır.  Evlilik terapisi süreci evli olan veya evli olmasa da bir ilişki içindeki kişilerin yararlanabileceği bir süreçtir. Bu süreçte, ilişkide yaşanan problemlerin analizi yapılarak süreci katılan çiftlerin ilişkilerine dair bir farkındalık geliştirmeleri hedeflenmektedir.

  1. Evlilik terapisi hizmetinden yararlanmak istiyorum ancak eşim katılmak istemiyor.

İlişkide bir problemden bahsediliyorsa önemli olan bu problemi kimin başlattığı değil, ilişki içindeki kişilerin problemin sürmesine nasıl katkıda bulunduklarıdır. Genelde insanlar evlilik terapisi sürecine problemin kimde olduğunu bulmak için gelmek isterler. Aslında problemi kimin başlattığını bulmaya çalışmak problemi çözmenin bir yolu değil aksine problemin devam etmesine neden olan bir yanlıştır. Bu açıklamadan ilişkide sadece tek bir kişinin hatalı olduğu düşüncesine sahip olmanın problemi çözmeyeceği anlaşılabilir.

Bu nedenle evlilik terapisi sürecine tarafların her ikisinin de katılması son derece yararlıdır. Ancak eşlerden biri bu sürece katılmayı reddediyorsa sadece tek bir eş de bu sürece katılabilir. İlişkisindeki problemlere ilişkin farkındalık geliştirdiğinde kişiler, ilişkilerindeki problemlerin çözüldüğünü görebilmektedir. Bunu sağlayan şey problemin çözümüne yönelik olarak, ilişkideki herkesin önce kendini değiştirmesi ilkesidir. Karşısındaki kişiyi değiştirmeye çalışmadan kendini değiştirmeye odaklanmak problemi çözmek için atılacak en büyük adımdır. Özetle, evlilik terapisi sürecine çiftlerden biri katılmayı reddediyorsa, diğer taraf tek başına, evlilik odaklı terapi alabilir.

  1. Evlilik terapisi sürecinde bireysel seanslar yapılmakta mıdır?

Bireysel seans yapılıp yapılmadığı, uygulanan yönteme göre değişiklik gösterebilmektedir. Bazı yöntemler çiftlerle bir arada görüştükten sonra ayrı ayrı bireysel seanslar yapılmasını, bazı yöntemlerse her zaman çiftlerle bir arada görüşülmesini gerekli görmektedir. Burada önemli olan kişilerin sahip olduğu problemin çözümü için en uygun hangi yöntemle çalışılması gerektiğine karar vermektir. Eğer gerekiyorsa taraflarla ayrı ayrı bireysel seanslar da yapılabileceği gibi her zaman bir arada seanslarda yapılabilir.

  1. Evlilik terapisi süreci ortalama kaç seans sürmektedir?

Bireysel seanslarda olduğu gibi evlilik terapisinde de toplam seans sürelerini belirlemek oldukça güçtür. Çözüm, yaşanan problemin içeriğine göre kısa veya uzun süreli olabilmektedir. Bazı problemler ortalama 8-10 seansta çözülebilir; bazı problemlerin çözümü minimum 20 seans gerektirebilir. Bireysel ve kronik problemlerin yaşandığı ilişkilerde 20 seansın üzerinde de görüşme yapılması gerekli olabilir.

Özetle maksimum seansı kestirmek oldukça zordur. Ancak minimum seansla ilgili olarak, ortalama 8 veya 10 seansın kronik problemlerin olmadığı, karar alma zorluklarının yaşandığı, fiziksel şiddetin ve aşağılamanın olmadığı küçük çatışmaların görüldüğü, iletişim problemlerinin yaşandığı ve evlilik öncesi danışmanlık vb. durumlarda yeterli olabileceği söylenebilir. Ancak yine de verilen bu rakamların en az ortalama seans sayısı olduğu unutulmamalıdır.

  1. Evlilik terapisti bu süreçte neye odaklanmaktadır?

Kullanılan yönteme göre farklılık göstereceği gibi, benim takip ettiğim yöntemde, evlilik terapisi sürecinde, evlilikte yaşanan problemlerin bir resminin ortaya konulması hedeflenir. Bu, evlilik terapisinde birinci adımdır. İkinci adım tarafların, problemin ortaya çıkmasına ve sürmesine sağladıkları katkıyı ortaya koymaktır.

Altı çizilmesi gereken husus ilişkinin hiçbir zaman tek bir kişiden kaynaklanan problemler nedeniyle kötüye gitmediğinin bilinmesi gerektiği hususudur. İlişkiler birbirini tetikleyen uyum bozucu davranışlarla doludur ama evli kişiler genellikle birbirlerini değiştirmeye odaklanır. “Eğer şöyle olursa, şöyle davranırsa tabi ki böyle olur veya şöyle demesiydi böyle olmazdı, öyle dediğin için böyle oldu” ifadeleri sorunlu ilişkilerde en sık duyulan ifadelerdir. Bu ifadelerde kişinin eşini değiştirmeye odaklandığını görüyoruz. Hâlbuki çözüm kişinin ilişkiye bizzat kendisinin hangi uyum bozucu katkıyı yaptığını görebilmekten geçmektedir.

Örneğin aldatılan bir eş, eşinin aldatmasını engellemeye, kendisine daha fazla ilgi ve sevgi göstermeye zorlamak yerine; yaşadığı bu ihanetin sonucunda kendini daha güçlü hissetmeye, eşinin sevgisi olmadan da ayakta durabilmeye odaklandığında, daha kısa sürede toparlanabilmektedir. Aldatılan eş kendine odaklanmak ve daha güçlü hissetmenin yolunu aramak yerine kurban rolünü benimser, etrafındakilerde onay ve ilgi beklerse sorunun devam etmesine katkıda bulunmuş olur. Aslında aldatan kişi eşi olmasına rağmen şikayetçi olduğu durumu değiştirebilmek için ondan bir beklenti içine girmek genellikle sorunun çözülmesine değil sürmesine neden olmaktadır. Bu konuda 2013 yapımı, Jean Paul Lilienfeld’in yönettiği Arretez Moi isimli filmin izlenmesini tavsiye ederim.

Ankara’da evlilik terapisti arayışında iseniz, 0530 885 8145 numaralı telefondan bana ulaşabilirsiniz.

İlişki Terapisti Kadir Burak SALİMOĞLU