EŞİNİZLE SAĞLIKLI İLİŞKİ

images
çiftler arasında iletişim

Bu makalede bir ilişki kurarak bir araya gelen kişilerin, ilişkilerinde tatmin olmadıkları yönleri tedavi etmede kullanabilecekleri bazı iletişim teknikleri anlatılmaktadır. Öncelikle bilinmesi gereken şey şudur: “Eşinizle sağlıklı ilişki için yeni bir dile ihtiyacınız yok. Sadece biraz beceri ve becerikli olmaya biraz istek.”

Beden Dili

Evli insanlar birbirleri ile çok farklı yollarla bağlantı kurarlar. Bu yollar her zaman direk yollar değildir. Beden dili doğrudan iletişim kurulmayan yolların başında gelir. Çoğu zaman eşinizin bedenine baktığınızda sesini duymasanız bile, ne demek istediğini, ne hissettiğini anlarsınız. Örneğin eşiniz kollarını ve bacaklarını çaprazlamasına birbirine bağlamış bir şekilde karşınızda duruyorsa, aranızdaki ilişkinin çok iyi olduğu söylenemez. Bu içgüdüsel bir şeydir. Olumlu bir örnek: karşınızdaki kişi bacağıyla sizin bacağınıza hafifçe çarpıyorsa, gözlerinizin içine bakıyorsa sizden hoşlandığı anlamına gelir. Ayrıca kolunuzu ve sırtınızı okşuyorsa, dokunuyorsa, espri yapıyorsa size karşı sıcak hissettiğini düşünebilirsiniz. Öğrencilik yıllarımda bir fizyoloji çalışması duymuştum; insanların bulundukları ortamda hoşlandıkları birisi varsa burunlarında hafif (hissedilmesi biraz zor) bir gıdıklanma oluyormuş, kalabalık bir ortamda dahi bu duyum oluşuyormuş. Eğer bu araştırma doğruysa bu bulguyu da beden dili iletişimine dahil edebiliriz. Yani sevgilinizin sizin için doğru kişi olup olmadığını anlamak istiyorsanız o yanınızdayken burnunuzun gıdıklanıp gıdıklanmadığını kontrol edebilirsiniz.

Daha Açık Konuşun

Çoğu zaman ilişki içinde olduğumuz kişilerin daha çok ne demediğine odaklanırız ve bu tahminlerimiz üzerinden tartışmayı sürdürürüz. Eğer eşler zihin okuyabiliyorlarsa bunda bir sorun yoktur. Ancak kesin olarak biliyoruz ki zihin okumak normal insan yetileriyle yapılamayacak olağanüstü bir şeydir. Bu nedenle ilişkide bir zihin okuyucu gibi davranmaya çalışan eş, problemin önemli noktalarını kaybedebilir. Bu tutum durumun daha da kötüleşmesine neden olabilmektedir. Önerimiz; ortada olan, görünen şeyler üzerinden birbirinizle iletişim kurun. Kişilikleriniz üzerinden birbirinizi itham etmeyin. Elbette uzun süre bir arada yaşayan insanlar birbirlerinin tutumlarını davranışlarını tanırlar, ne anlama geldiğini bilirler. Ancak ilişkide kötü giden bir şey varsa bu birbirini tanıma pek de işe yaramamaktadır. Evlilik terapisindeki tecrübeler göstermektedir ki, eşler arasındaki iletişim bozulduğu zaman tutum ve davranışların anlamlarını yanlış yorumlama artmaktadır.

Derinliklerinize İnin

İyi bir iletişim ilişki için hayatîdir. Eğer en içerinizde olan duygu ve düşüncelerinizi eşinizle paylaşmazsanız aranızdaki muhabbet çabuk yıpranabilir. Eşinizle duygusal paylaşımlarda bulunun. Onun davranışlarına –küçük şeyler dahi olsa– karşı hissettiklerinizi ifade edin. Söylesem ne olur, söylemesem ne olur düşüncesinin sizi engellemesine izin vermeyin. Bu tür düşünceler basit ve sıradan gibi görünebilir ancak bu ve bunun benzeri onlarca düşünce bir araya geldiğinde insan ruhunda önemli bir yer tutmakta ve kişinin tutumlarını, davranışlarını şekillendirmektedir. Ne yazık ki bu durum gündelik yaşantıda fark edilmez.

Net Olun

Anlatmak istediğiniz her şeyi bütün açıklığı ile anlatmak çok kolay değildir. Bunu denemeye kalktığınızda bir sürü içsel engellemeyle karşılaşırsınız. Ancak çözüm bulmak demek bütün komplekslere rağmen engelleri aşmak demektir. Eşlerden birisinin canını sıkan bir durum olduğunda, bu can sıkıntısını yargılamayın (–nasıl böyle düşünürsün, yanlış düşünüyorsun gibi…), nedenlerini bulmaya çalışın. Eleştirici olmayan bir tutumla yaklaşın birbirinize. Tıpkı bebeklerinize, çocuklarınıza yaklaştığınız gibi. Hatta bazen birbirinizi yalnız bırakın. Bütün sıkıntı veren konular çözülmek zorunda değildir. Ancak ortaya gelmeyen konunun sürekli bir sorun kaynağı olmasına izin vermeyin.

İyi Bir Dinleyici Olun

Ön yargılar insanların birbirlerini dinlemelerindeki en büyük engellerdir. Çift terapisindeki hemen hemen bütün çiftlerde gözlenen ve yanlış olan ortak tutum şudur; “dinlememe ne gerek var, ne diyeceğini biliyorum”. Çözümün ve ilerlemenin önündeki en büyük engel bu tutumdur. Karşınızdaki insanın dilinden çıkan kelimelere şefkatle yaklaşın, birbirinize saygı gösterin ve dinleyin. Sadece dinlemek bile insanlarda ciddi tutum değişikliklerine neden olmaktadır.

Bireysel Farklılıklarınıza Saygı Gösterin

Bütün konularda hemfikir olduğunuz bir ilişki çatışmadan uzak gibi görünse de çok sıkıcıdır. Her gün aynı elbiseyi giymeyi basitlik olarak gören insan, her konuda aynı fikirde olmayı ise çok önemsemektedir. Bu apaçık şekilde insanın çatışmadan uzak durma isteği ile ilgilidir ki insan bunu kaldıramayacağını, bu çatışmalı durumla baş edemeyeceğini düşünür. Sorun çözme becerisi gelişmemiş, yaşam becerileri zayıf olan bir insanın isteğidir bu. Çatışma ilerleme için gerekli olan bir durumdur. Değerlerinizi zorlamayan, yaşantınızı ciddi anlamda zora sokmayan farklılıkları kabul etmeye çalışın.

Bütün bu becerileri bir anda edinmek mümkün değildir. Bu becerilerin sınırı yoktur ve geliştirilebilirler. Önemli olan başlamak için ertelememektir. Yinede unutulmamalıdır ki, başka derin psikolojik sorunlar varsa, kişilik ile ilgili daha derin çatışmalar varsa bu becerileri geliştirmek hiç de kolay olmayacaktır. Hatta bazı durumlarda bunu kendi kendine yapmak hiç mümkün olmayacaktır. Bu durumda bireysel psikoterapi ya da evlilik terapisi çiftlere yardımcı olabilmektedir.

İlişkiniz kötüye gittiğinde evlilik terapistine gelmeden önce yapabilecekleriniz:

– Hiçbir zaman önemli bir tartışmayı akşam ya da gece saatlerinde yapmayın. Çünkü çok yorgun olacaksınız. Vücudunuz halsiz ve gergin olacak. Rahatsız olunan konuyu daha rahat ve dinlenmiş olduğunuz bir zamanda konuşun. Özellikle alkol ve benzeri maddelerin etkisi altında iken kesinlikle tartışmayın.

– Eğer ilişkide olduğunuz erkek duygusal yönden açılmaktan nefret ediyorsa, veya konuşmakta iyi değilse, tartışma esnasında sık sık bağırıyorsa 10 dakika kuralını çalıştırabilirsiniz. Bu kural tartışma konusunu sakin bir şekilde, bir arada tartışmaya oturmanızı ifade eder. Bu kurala göre her birinizin duygu ve düşüncelerini savunması için yada birbirinizin davranışları hakkındaki hislerinizi paylaşmanız için 10 dakikanız vardır. Eşler konuşma süreleri içinde birbirlerinin sözünü kesmemeli, yemin etmemeli, bağırmamalı, küfür etmemeli veya hışımla ortamı terk edip gitmemeli. İki eşte 10 dakikayı kullandıktan sonra isterse başka bir 10 dakika daha kullanabilir. Ancak bu tartışmanın 10 dakikalar boyunca sürüp gitmesine yol açmamalısınız. Söylemek istedikleriniz bitmemiş olsa bile süreyi çok uzatmayın. Özellikle erkekler için, duygusal yönden kapalıysa, kendini açmıyorsa lafın uzayıp gitmesi onları sıkacaktır ve sabretme imkânları kalmayacaktır. Bu nedenle duygularını açmakta zorlanan erkeğe onunla sadece toplam kaç dakika konuşacağınızı söyleyin ve bu süreye gerçekten uyun. Bu sürenin sonunda birlikte bir şeyler yiyebilirsiniz. Bir insana kendisiyle kaç dakika konuşulacağının söylenmesi ilk etapta saçma gelebilir. İşe yaradığını göreceksiniz.

– Durumdan çok hoşnut olmasanız da, her şey çok iyi gitmiyor olsa da birbirinize daha saygılı ve en önemlisi hoşgörülü olun. Tıpkı bir anne-baba gibi. Daha sık teşekkür edin.

Ne zaman bir evlilik terapistine gitmeniz gereklidir?

– Eşlerden birinin çok emniyetsiz tutum ve davranışları varsa veya kıskançsa ve bu ilişkiyi yıkıyorsa;

– Eşlerden biri veya ikisi de aşırı kaprisli ise ( kapris: düşüncesizce aşırı isteklerde bulunarak şımarmak, huysuzluk etmek )

– Duygularınızı birbirinize açamıyorsanız, düşüncelerinizi kavgaya varmadan tartışamıyorsanız, kavgaya varsanız bile birbirinizi affedemiyorsanız,

– Aynı konular sürekli olarak aranızda tartışma konusu oluyorsa,

– Eşlerden biri sürekli mutsuzsa,

– Seks yapmayı bıraktıysanız (hiç yapmıyorsanız veya sizi rahatsız edecek derecede ara verdiyseniz)

Orjinalinden derleyen: Uz. Psi. Dan. Kadir Burak Salimoğlu

Bir Cevap Yazın