Eşim Beni Aldatıyor

eşim beni aldatıyor

Evlilik ve ilişki danışmanlığı alanında çalışanların sık karşılaştığı cümlelerden bir tanesi eşim beni aldatıyor cümlesi. En çok merak edilen soru ise eskiye nasıl döneceğiz veya ilişkimiz eskisi gibi olabilecek mi? Onu affedebilecek miyim? Yaşadıklarımı nasıl unutabilirim?

Bugüne kadar aldatmanın terapisinde yüzde yüz etkili bir metodun bulunamadığı söylenebilir. Yaygınlığı ve tüm toplumlarda karşılığı olan bir olgu olmasına rağmen, genel geçer bir psikoterapi modeli bulunamamasının, aldatma kavramının zor doğası ile ilgili olduğu düşünülebilir. Bu nedenle bazı meta analiz çalışmaları aldatmayı ve kıskançlığı çözümü en zor üç psikolojik problemden bir tanesi olarak sıralamaktadır (Carpenter, 2011).

Bununla birlikte aldatma yaşantısının konu edildiği evlilik terapilerinde genel geçer, kabul görmüş başlıca bir terapi modeli olmasa da, aldatmanın bir ilişki problemi olduğu dikkate alındığında, aile ve evlilik terapisi modellerinin bu probleme yardımcı olmada faydalı olacağı kuşkusuzdur.

Aldatma yaşantısının görüldüğü ilişkilerin psikoterapisinde özellikle ele alınması gerekli olan ve çiftlerin ilişkilerinin hızla iyileşmesine yarayacak olan faktörler aşağıda ele alınmıştır.

Problemin Kökeni Ne?

Öncelikli olarak problemin kökenleri hakkında bilgi sahibi olunmalıdır. Kişinin aile geçmişinde benzer hikâyelerin olup olmadığı önemlidir. Aile geçmişinde bulunan aldatma yaşantılarının kendi yaşamındakilerle benzerliğinin fark edilmesi terapi sürecinde yararlı olacaktır.

Ayrıca ailenin içinde bulunduğu kriz ve geçiş dönemleri dikkate alınmalıdır. Aldatma birçok faktörden etkilenen bir olgudur.

Aldatma davranışının kökeninde bir ruh sağlığı bozukluğu olup olmadığı da incelenmelidir. Klinik anlamda aldatma olasılığını arttıran bozuklukların sorgulanması gerekmektedir. Örneğin borderline sınır kişilik bozukluğu, dürtü kontrol bozukluğu vb. bozukluklar aldatma davranışı, sınırsız cinsel ilişki ve çatışmalı ilişkilere kaynaklık edebilmektedir (Masterson, 2008).

Çevresel Faktörler

Çevresel faktörler ele alınmalıdır. Kişinin içinde bulunduğu sosyal ortam, arkadaş ortamı, yakın çevresi, yaşam felsefesi ve kişinin kadın-erkek ilişkilerine bakış açısı derinlemesine irdelenmelidir.

Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Kültürel Faktörler

Toplumsal cinsiyet rolleri ve kültürel farklılıklar ilişkideki aldatma davranışını anlama ve açıklamada önemli faktörlerdir. Kadının evde olması gerektiğine inanılan, ekonomik anlamda ayakları üzerinde durmasına izin verilmeyen, farklı bir birey olarak ayrılma-bireyleşmesi desteklenmeyen bir cinsiyet algısında, erkeğin aldatmasının kabullenilmesi veya normal kabul edilmesi daha mümkün gibi görünmektedir. Buradaki normal kabul etme kadınların aldatmayı normal saydıkları anlamına gelmemektedir. Ancak aldatmanın yıkıcı etkilerinin daha az görüldüğü, evliliğin devam ettirildiği, kadının duygularının önemsenmeyerek erkeğin aldatma davranışının dolaylı olarak pekiştirildiği anlamına gelmektedir.

Aynı şekilde kültürel faktörler de aldatmanın anlaşılmasında önemli faktörlerdir. Her ilişki sosyal bir ilişki ağının alt parçasıdır. Çiftler içinde bulundukları sosyal ağın normlarını ilişkilerine yansıtırlar. Örneğin ülkemizde bazı bölgelerde resmî olmasa da erkeklerin ikinci-üçüncü kez evlilikleri normal karşılanmaktadır. Hatta bazı kültürlerde tek eşlilik zayıflıkla eş tutulmaktadır. Çok eşliliğin teşvik edildiği veya normalleştirildiği bir kültürel ortamda, evliyken başka bir ilişki geliştirmek, başka birisiyle evlilik ilişkisi olsun veya olmasın duygusal anlamda birliktelik arzusunda olmak normal kabul edildiğinden, aynı kültürel ortamdaki kadınların aldatmaya karşı bilişsel yaklaşımları, tam tersi anlayışa sahip kültürel ortamda bulunan kadınların aldatmaya karşı yaklaşımlarından farklılık göstermektedir. Aşağıda Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yapılmış bir çalışmanın sonuçları gösterilmektedir. Buna göre kadınlar aldattıklarında eşlerinin nasıl tepki gösterecekleri veya aldatıldıklarında kendilerinin nasıl tepki göstereceklerine dair bilgiler şu şekildedir;

  • (Kocaları) aldatsa da boşayamayız : % 66
  • aldatsak boşar : % 27,5
  • aldatsak ölürüz : % 66,6, (Tortamış, 2014)
Aldatmada Terapi Stratejisi

Aldatma ile çalışan psikoterapistlerin terapide izledikleri bazı terapi stratejileri aşağıda maddeler halinde gösterilmiştir:

  • Her iki tarafı da tutmak: Genelde aldatılan eş, eşini şikâyet etmek ve onu evliliğe bağlı tutmak amacıyla terapiye gelir. Terapist aldatılan eşin bu gizli niyetine eşlik ettiği taktirde aldatan eş kendisini, terapist tarafından da suçlanıyormuş gibi hissedeceği için terapötik ilşkinin oluşması zor olacağından, terapinin amacına ulaşması da zor olacaktır. Bu nedenle terapistin tarafsız olması önemlidir.
  • Suçlama döngüsüne son vermek: Terapideki eşlerin birbirlerini suçlamaları halinde terapide ilerleme sağlanması zor olacağından öncelikle terapide birbirini suçlama döngüsünün kırılması gerekmektedir.
  • Çatışma çözmede adımlar: Aşağıdaki adımlar çatışma çözmede faydalı olacağı düşünülen adımlardır:
    • Ne için kavga ediyorlar?
    • Gerilimli noktaları neler?
    • Birbirlerini yanlış anlıyorlar mı? (Foreman, 2006).
  • Tartışma kuralları hakkında konuşmak: Çiftlerle aralarındaki iletişimin, geliştirici ve terapi hedefleri açısından ilerletici bir karaktere dönüşmesi için, tartışırken kullandıkları dil ve yöntem konusunda anlaşılması gerekmektedir. Çok sert tartışma ve eleştirinin olduğu iletişimde, duyguların ifade edilmesi için, özellikle öfkenin, birkaç dakikalık eleştiri veya düşüncelerini serbestçe ifade etme zamanı ayrılabilir. Sonrasında çiftler üzerinde anlaşılan kurallara göre çözüm üzerinde konuşabilirler (Foreman, 2006).
Şema Terapi Kavramları İle Aldatma

Şema terapi, kişilerin sahip oldukları uyum bozucu şemaların, ilişkilerinde de onlara süreğen sorunlar yaşattığını varsaymakta ve kişilerin kendi uyum bozucu şemalarını devam ettirecek bir eşi kendilerine eş olarak seçtiklerini varsaymaktadır. Bu kapsamda yapılan bir çalışmada kopukluk ve reddedilmişlik alanındaki şemalara sahip olan kadınlarda aldatma eğiliminin yüksek olduğu tespit edilmiştir (Tortamış, 2014).

Kopukluk ve reddedilmişlik alanı; tatmin edici ilişkiler kuramama ile birlikte, istikrar, güven, bakım, empati, sevgi, duyguların paylaşılması, ait olma, kabul ve saygı görme hususlarındaki yetersizlikle karakterizedir. Bu alana ait şemalar şunlardır:

  • Terkedilme şeması
  • Kuşkuculuk şeması
  • Kusurluluk şeması
  • Sosyal izolasyon şeması

Erkeklerde ise; zedelenmiş özerklik alanındaki şemalara sahip erkelerin aldatma eğiliminin yüksek olduğu görülmüştür. Bu şema alanındaki bireyler, içsel sınırlarda, diğerlerine karşı sorumlulukları yerine getirmede, uzun süreli amaç yöneliminde eksiklikler yaşamakta, diğer kişilerin haklarına saygı duyma, işbirliği yapma ve söz tutma konusunda yetersizlik yaşamaktadırlar (Tortamış, 2014). Bu alandaki şemalar:

  • Bağımlılık şeması
    • Dayanıksızlık şeması
    • İç içe geçmişlik ( gelişmemiş benlik ) şeması
    • Başarısızlık şeması

Şemalar, şema terapi teorisine göre üç farklı baş etme stratejisi ile işlevsellikte bulunurlar. Şema teslimi, şema kaçınması ve şemanın aşırı telafisi. Aldatma eğilimi yüksek bulunan zedelenmiş özerklik alanındaki şemalara sahip erkeklerin şemanın aşırı telafisi stratejisi ile işlevsellikte bulundukları tespit edilmiştir. Bu da bağımlılık, başarısızlık gibi şemalara sahip bireyleri aldatma eğilimini açıklamada anlamlıdır. Şemanın aşırı telafisi, sahip olunan şemanın gerektirdiği davranışın tam tersi bir davranışı göstermeyle karakterizedir (Tortamış, 2014).

Anne-Baba Kökeni

Anne – baba kökenine bakıldığında ebeveynlik algısı açısından;

  • Aşırı izin verici / sınırsız anne baba tutumu ile aldatma eğilimi arasında yüksek korelasyon bulunmuştur (Tortamış, 2014).
  Bağlanma Stilleri

Bağlanma stillerinin araştırılması da aldatma davranışının açıklanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle sınırsız cinsel aktivitelerin ve aldatmanın gözlemlendiği Borderline sınır bozuklukta, bireyleşme/ayrılma kazanımının (ortalama olarak 18 ay ve sonrası) sağlıklı olarak atlatılmasının önemli olduğu belirtilmektedir. Anneden sağlıklı olarak ayrılıp bireyleşememiş bir çocuğun bu dönemde takılı kalarak yetişkin yaşamında sağlıklı ve uzun süreli ilişkiler geliştiremediği söylenebilir.

Bu tür çocuklarda baba tutumu da genelde işkolik, evden uzak veya tamamen pasif baba tutumudur (Masterson, 2008).

Evlilikte Çatışma Ve Aldatma

Çatışma tüm evliliklerde karşılaşılabilecek bir durum olmasına rağmen evlilik ilişkisi açısından bakıldığından muhakkak ilişkiyi zedeleyecek bir olgu değildir. Genelde insanlar çatışmasız bir evlilik miti ile yaşarlar ve bu miti gerçekleştirmek için zaman zaman çatışırlar. Hatta çatışmasızlık mitini gerçek kılmak için çoğu zaman eşlerini suçlarlar ve ilişkilerindeki döngüsel nedensellik (eşlerin yaptıkları davranışların karşısındaki davranışı tetiklemesi ve kimin başlattığının önemli olmaması) ilkesini kabul etmekte zorlanırlar.

Çatışmanın ilişki içerisinde yaşanış şekli, düzeyi, yoğunluğu, şiddeti uygun düzeyde ise ilişkiyi yıkmak yerine geliştirici bir etkiye bile sahip olduğu söylenebilir (Kantarcı, 2009). Belli konularda birbirlerine çatan insanlar, eğer aralarındaki ilişkide belli bir ölçüde sevgi ve saygı varsa, bu çatışmayı kendi lehlerine kullanabilmektedirler. Çatışmayı çözerken kullandıkları dil, çatışma konusu olan hususla ilgili olarak hissettikleri, çatışmayı çözüme kavuşturmak için bazen kendilerinden taviz verme davranışları gibi uyum sağlayıcı tutumların partnerle paylaşılması ilişkiyi geliştirici bir rol oynayabilmektedir.

Mutsuz evliliklere sahip bireylerin, evliliklerindeki çatışmalardan şikâyet etmeleri, çatışmalarda çözüme yönelik bir tutum sergilemek yerine çatışmayı körükleyen bir tutuma sahip olmaları nedeniyledir (Kantarcı, 2009). Yani çatışmanın mutsuz evliliklerde yıkıcı etkiye sahip olması, çatışma ya da anlaşmazlığa düşme nedeniyle değil, eşlerin bu kriz anlarında gösterdikleri tepkilerle ilgilidir.

İlişki problemlerinde çatışmanın yıkıcı etkisini belirleyen hususların başında, kullanılan dilin niteliği gelmektedir. Aşağılayıcı ve eleştirici bir dilin kullanıldığı çatışmaların yıkıcı etkisi en yüksek olan çatışmalar olduğu söylenebilir. Ayrıca sürekli olarak savunmacı bir dilin kullanılması veya suçlayıcı tutumların sergilenmesi hem çatışmaları arttırmakta ve evlilik doyumunu düşürmektedir (Kantarcı, 2009).

Çatışmanın aldatma kavramı ile ilişkisini inceleyen çalışmalar, çatışmanın yükseldiği yerlerde mutluluğun azaldığı ve evlilik ilişkisinin zedelendiğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda bakıldığında mutsuz bir evliliğe sahip olan eşlerin, evliliklerini mutlu olarak tanımlayan eşlere nazaran 4 kat daha fazla evlilik dışı ilişki yaşadıkları görülmüştür (Kantarcı, 2009).

Evlilikte İletişim Ve Aldatma

Mutlu ve uyumlu bir birliktelik her şeyden önce sağlıklı ve yeterli bir iletişim ve eşlerin bundan sağladıkları doyumla gerçekleşir. Evliliğin kalitesi ve uyumun artırılması konusundaki önemli noktalardan biri eşlerden her ikisini de hoşnut eden iletişim türleri ve düzeyi üzerinde eşlerin anlaşmaları, fikir birliğine varmaları ve memnuniyet duymalarıdır.

Aldatmanın görüldüğü ailelerde bozulan unsurlardan bir tanesi de iletişimdir. İletişim, çatışmada olduğu gibi aldatma kavramı ile karşılıklı bir etkileşime sahiptir. Evlilik uyumu bozuldukça, eşler arasındaki iletişimin de bozulduğu görülmektedir. Aynı şekilde iletişim bozuldukça da evlilik uyumu bozulmaktadır.

Aile içinde kullanılan iletişim kalıpları, aldatmayı yordamada fikir verebilmektedir. Aşırı eleştirel dil kullanımı, evlilik tatminini azalttığı gibi evlilik bağına da zarar verebilmektedir. Yan unsurlarla birlikte değerlendirildiğinde sürekli eleştiri altındaki partnerin aldatma eğilimi gösterebileceği düşünülebilir.

Küçümseme ve saldırgan bir dil kullanma kişinin bir birey olarak benlik algısını zedeleyecek düzeyde ise evlilik bağını diğer unsurlarla birlikte ele alındığında zedeleyici bir rol oynayabilmektedir. Bu anlamda eleştirel dil, küçümseme ve suçlayıcı bir iletişim kalıbı kullanmanın evlilikte doyumla birlikte mutluluğu azaltacağı söylenebilir. Mutluluğun azaldığı ailelerde, evlilik dışı ilişkilerin yaşanma olasılığı, evlilik doyumunun olduğu ailelerdekine oranla daha yüksek olduğu gözlenmektedir.

 Aldatma geride bırakılabilir mi?

Eşim beni aldatıyor. Peki bunu geride bırakabilir miyim? Aldatmanın neden olduğu problemler, ortaya çıkardığı yıkıcı etki ve sadece aldatılan eş değil yakın çevredeki her bireyi etkileme gücü dikkate alınacak olursa; aldatmanın ailelerde travma veya bir kriz yarattığı söylenebilir.

Ailede kriz kavramını, ailenin yönetmekte zorluk çektiği bir süreç/durum olarak tanımlarsak; aldatmayı da bir tür kriz olarak tanımlayabiliriz. Krizler yönetilebilen olgulardır. Bu anlamda bakıldığında aldatma kavramından yönetilebilecek bir durum olarak ta bahsedebiliriz. Bölümün başlığındaki soru ifadesine geri dönecek olursak, aldatma yönetilebilen ve geride bırakılabilen bir kavram/olgudur diyebiliriz.

Aldatmanın yaşandığı ilişkilerde aynen bir ebeveynin kaybında olduğu gibi, yaşanan belli merhaleler ve gösterilen tepkilerle karşılaşmaktayız. Aldatmanın yaşanma şekli, süresi, sıklığı, kiminle olduğu, ne zaman olduğu gibi sorular aldatmayı yönetmede zorluk derecesini arttırıp azaltabilecek sorulardır (Atkins ve ark., 2005).

Yas sürecindeki tepkilere benzer tepki ve süreçlerin aldatmada da yaşandığı söylenebilir.

Örneğin;

  • Şok
  • Öfke
  • Suçluluk
  • Uyum, aşamaları aldatma vakalarında gözlenebilen aşamalardır.

Aldatmanın ortaya çıkardığı duyguları tanımlayarak, aldatmaya eşlik eden diğer evlilik problemlerini ele alabildiğimizde aldatmanın etkisinin azaltılabileceği söylenebilir.

Aldatmanın geride bırakılması ile ilgili olarak, eğer geride bırakmak kavramından çıkarılan anlam, tamamen unutmak ise, bunun mümkün olmadığını söylemek gerekir. Eğer kastedilen; ilişkisi ile ilgili bazı hususlarda farkındalık kazanmak, uyumsuz ilişki kalıplarını öğrenmek, yaptığı tercihlerin sorumluğunu almak ve birey olarak kendi ayakları üzerinde durabilmeyi öğrenmek ise bu mümkündür. Bunun gerçekleştirilebilmesi için öne sürülen en önemli kavram affetme kavramıdır.

Affetme kavramı aldatma terapisinde sıkça kullanılan bir kavramdır. Empati ise affetme kavramının önemli değişkenlerinden bir tanesidir. Yapılan bilimsel çalışmalarda empati ve affetme kavramları arasında yüksek bir ilişki saptanmıştır (Toussaint ve Webb, 2005. akt. Temel, 2013)

Empati ve affedicilik arasındaki yüksek korelasyon cinsiyet açısından incelendiğinde ise; empatik erkeklerin kadınların tersine aynı zamanda affedici de oldukları tespit edilmiştir (Temel, 2013).

Affediciliğin ilişkili olduğu değişkenler incelendiğinde bağlanma stilinin önemli bir değişken olduğu görülmektedir. Bağlanma stilleri ve affedicilik arasındaki korelasyonun araştırıldığı bir çalışmada güvenli bağlanan bireylerin, kaçınmacı bağlanan bireylere oranla daha affedici oldukları görülmüştür (Burnette, Taylor, Worthington, and Forsyth, 2006. akt. Temel, 2013).

Yine affedicilikle ilişkisi olduğu düşünülen “derin düşünce” (rumination) kavramı ele alındığında; derinlemesine düşünce arttıkça affediciliğin azaldığı ortaya koyulmuştur (McCullough, et al., 2007. akt. Temel, 2013). Derinlemesine düşüncenin affedicilikle ters ilişkide olması durumu, aldatılan partnerin yineleyici düşünceleri, aldatan eşe karşı hissettiği öfke ve suçlamalar ve hatta geçmişteki tercihlerine ilişkin pişmanlıklarla açıklanabilir.

Derinlemesine düşünme kavramı, depresyonla birlikte araştırıldığında da yukarıdaki çalışmanın sonuçlarına benzer sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Tüm bu çalışmaların sonucunda derinlemesine düşünme ve depresyonun affediciliği yordadığı tespit edilmiştir. Derinlemesine düşünme ve depresyon arttıkça affetme azalmaktadır.

Affetme kavramının konu edildiği bir meta analiz çalışmasında, 175 çalışma ele alınmış ve bu çalışmanın sonucunda “niyet” kavramının affetme açısından önem arz ettiği görülmüştür. Buna göre kişi partnerine bilerek ve isteyerek zarar veriyorsa, bu durumda affetme davranışının ortaya çıkması daha zor olabilmektedir. Yani kasten zarar verme ve duygusal olarak yaralama ile affetme arasında ters korelasyon olduğu söylenebilir (Fehr et al., 2011. akt. Temel, 2013). Aldatma ile ilgili çalışmaların satır aralarından çıkarılabilecek başka bir sonuç ise özrün affetmeyi ortaya çıkarmada kolaylaştırıcı bir etki sağladığı sonucudur.

En nihayetinde aldatmanın geride bırakılması ile ilgili olarak şunu söyleyebiliriz; aynen hiç beklemediğimiz bir anda ebeveynimizin ölmesinde olduğu gibi, tamamen unutamadan, bazı burukluk ve pişmanlıklarla beraber yaşamaya devam edebiliriz.

KAYNAKÇA

Atkins, D.C, Eldridge, A., Baucom, D.H., Christensen, A. (2005). www.researchgate.net. İnfidelity and Behavioral Couple Therapy: Optimism in the Face of Betreyal. (Erişim tarihi: 3 Mayıs 2016)

Carpenter, C. (2011). Meta-Analyses of Sex Differences in Responses to Sexual Versus Emotional İnfidelity  Men and Women are More Similar Than Diiffirent, Psychology of Women Quarterly. 36(1)-25-37

Foreman, S. (2006). Zor Çiftler. Hilda Kessler (Ed.), Evlilik Terapisi içinde (s.218-239). İstanbul: Prestij Yayınları

Kantarcı, D. (2009). Evli Bireylerin Bağlanma Stillerine Göre Aldatma Eğilimleri ve Çatışma Yönetim Biçimlerinin İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, , İstanbul.

Masterson, J. (2008). Borderline Yetişkinlerde Psikoterapi. İstanbul: Litera Yayıncılık

Tortamış, M. (2014). Evli Bireylerde Romantik Kıskançlık Düzeyi ve Aldatma Eğiliminin Şema Terapi Modeli Çerçevesinde Değerlendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Temel, E.D. (2013). Mediating Role Of Marital Satisfaction In The Types Of Infidelity- Forgiveness, Trait Positive Affect-Forgiveness And Coping-Forgiveness Relationships In Married Men And Women. Yüksek Lisans Tezi. Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Uzman Psikolojik Danışman Kadir Burak Salimoğlu

 

Bir Cevap Yazın